Boşanma, sadece iki kişinin yollarını ayırması değil, aynı zamanda hayatın pek çok alanında yeniden yapılanma gerektiren karmaşık bir süreçtir. Türkiye'de her geçen yıl artan boşanma oranları, artık bu konunun toplumsal bir boyut kazandığını da göstermektedir. Özellikle büyükşehirlerin çevresinde hızla gelişen yerleşim bölgeleri olan Esenyurt ve Beylikdüzü gibi semtlerde boşanma davalarındaki artış dikkat çekicidir. Ekonomik baskı, sosyal değişim, yoğun çalışma temposu, kültürel çatışmalar ve bireysel beklentilerin değişmesi gibi birçok faktör boşanma kararlarını doğrudan etkileyebilmektedir.
Bu yazıda, boşanma davalarında öne çıkan yasal sebepleri sadece kanun metniyle değil, sahadaki uygulamalarla da destekleyerek detaylandıracağız. Evlilik birliğini temelinden sarsan sebepler nelerdir, Yargıtay bu konulara nasıl yaklaşıyor, ve özellikle Esenyurt ve Beylikdüzü'nde boşanma süreci nasıl yürütülüyor? Hepsine detaylı şekilde değineceğiz.
Türk Medeni Kanunu madde 161 kapsamında düzenlenmiş olan zina, en ciddi özel boşanma sebeplerindendir. Eşlerden birinin evlilik devam ederken başka biriyle cinsel ilişkiye girmesi, diğer eşe boşanma hakkı verir. Bu hak, zina fiilinin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde ve her halükârda beş yıl geçmeden kullanılmalıdır. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
Zinanın ispatı oldukça hassas ve detaylı bir süreçtir. Otel kayıtları, tanık beyanları, mesaj kayıtları, sosyal medya içerikleri, fotoğraflar gibi belgeler delil olarak kullanılabilir. Ancak burada delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi esastır. Aksi takdirde mahkeme delilleri dikkate almayabilir.
Zina davalarında tecrübeli bir boşanma avukatı, hem delil toplama sürecinde hem de dava stratejisinin oluşturulmasında kritik rol oynar. Esenyurt ve Beylikdüzü gibi kalabalık ve sosyal çeşitliliği fazla semtlerde, bu tür davalarda gizlilik ve itibar koruması da ayrıca önemlidir.
TMK m. 162’ye göre; eşlerden biri diğerinin hayatına kast ederse, kötü davranışlarda bulunursa ya da onur kırıcı ifadelerle kişilik haklarını zedelerse, boşanma sebebi oluşmuş olur.
Fiziksel şiddet, cinsel saldırı, tehdit, sürekli hakaret, küçümseyici söylemler, psikolojik baskılar, sosyal izolasyon bu kapsamda değerlendirilir. Son yıllarda artan psikolojik şiddet vakaları da artık mahkemeler tarafından daha ciddiyetle ele alınmaktadır. Örneğin, eşin sürekli aşağılaması, değersiz hissettirmesi ya da sosyal çevreden soyutlaması da artık 'kötü muamele' olarak kabul görmektedir.
Bu davalarda delil olarak tanık anlatımları, psikolog/psikiyatri raporları, kolluk kuvveti tutanakları, hastane kayıtları ve hatta ses kayıtları kullanılabilmektedir. Ancak her olayın özel değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.
TMK m. 163 kapsamında; eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler ya da toplum tarafından ahlaka aykırı kabul edilen bir yaşam tarzını benimserse ve bu durum diğer eş için çekilmez hale gelirse, boşanma hakkı doğar.
Burada suça konu fiilin yalnızca ceza mahkemesince tescil edilmesi gerekmez; ahlaki sınırları aşan davranışlar da (örneğin, sürekli alkol kullanımı, uygunsuz ilişkiler, çocuklara kötü örnek olacak davranışlar) bu kapsamda değerlendirilir. Özellikle son yıllarda sosyal medya üzerinden yapılan açık ahlak ihlalleri, mahkemelerde bu madde kapsamında gündeme gelmektedir.
TMK m. 164 gereğince, eşlerden biri ortak konutu terk eder ve geri dönme niyetinde olmadığını açıkça ortaya koyarsa, diğer eş terk nedeniyle boşanma davası açabilir.
Terk en az 6 ay kesintisiz olmalıdır. Ayrıca terk eden eşe noter aracılığıyla “eve dön” ihtarı yapılmalı, bu ihtara rağmen eş dönmemelidir. Bu süreç çok teknik bir prosedüre tabidir ve en ufak bir eksiklik davayı düşürebilir. Bu nedenle avukat desteği zorunlu hale gelir.
Terk, özellikle evlilik içinde aile içi şiddet veya aşırı baskı nedeniyle kadınların ya da erkeklerin evi terk etmesi durumlarında karşımıza çıkar. Ancak her terk eylemi boşanma hakkı doğurmaz. Mahkemeler, terk eyleminin haksız olup olmadığını da ayrıca değerlendirir.
TMK m. 165’e göre, eşlerden birinde evliliğin sürdürülmesini imkânsız hale getiren sürekli ve ileri düzeyde bir akıl hastalığı varsa, boşanma davası açılabilir. Ancak bu durumun mutlaka resmi sağlık kurulu raporuyla belgelenmesi gerekir.
Örneğin ağır şizofreni, paranoid bozukluk, ileri derecede bipolar bozukluk gibi durumlar evlilik birliğini çekilmez hale getirebilir. Ancak depresyon, anksiyete gibi yaygın psikolojik rahatsızlıklar genelde bu kapsama girmez.
Bu tür davalarda hem hukuk bilgisi hem de tıbbi bilgi gereklidir. Bu nedenle multidisipliner bir yaklaşım benimsenmelidir.
TMK m. 166 uyarınca düzenlenen “şiddetli geçimsizlik” ya da “evlilik birliğinin sarsılması” maddesi, boşanma davalarının çok büyük kısmının dayanağını oluşturur. Eşler arasındaki sevgi ve saygının kaybolması, sürekli tartışma, güven eksikliği, kıskançlık krizleri, ilgisizlik, aile müdahaleleri, ekonomik baskılar, farklı yaşam tarzları gibi çok geniş bir yelpazeyi kapsar.
Özellikle Esenyurt ve Beylikdüzü gibi İstanbul’un hızla değişen bölgelerinde; farklı kültürlerden gelen bireylerin evlilik yapması, ekonomik sıkışmışlıklar, bireyselleşme eğilimi gibi sebepler bu tür boşanmalarda artışa neden olmaktadır.
Bu maddeyle açılan davalarda ispat daha serbesttir. Tanık beyanları, yazışmalar, sosyal medya kayıtları gibi delillerle boşanma gerekçeleri mahkemeye sunulabilir.
Evlilik en az 1 yıl sürmüşse ve taraflar her konuda anlaşmışlarsa, mahkemeye birlikte başvurup anlaşmalı boşanma talep edebilirler. Bu durumda yukarıdaki sebeplerin varlığı aranmaz. Ancak protokolün adil, açık ve uygulanabilir olması gerekir.
Anlaşmalı boşanma süreci daha kısa ve genellikle daha az yıpratıcıdır. Fakat maddi ve manevi sonuçları bakımından yine bir avukat eşliğinde yürütülmesi önerilir.
Boşanma davaları, hem duygusal hem de hukuki olarak karmaşık süreçlerdir. Yukarıda anlattığımız her bir boşanma sebebi, kendi içinde farklı ispat araçları, hukuki değerlendirmeler ve dava stratejileri gerektirir. Özellikle İstanbul'un Esenyurt ve Beylikdüzü gibi hem nüfus yoğunluğu hem de sosyal çeşitliliği yüksek semtlerinde bu davalar daha karmaşık ve dikkatli yönetilmelidir.
Bir hata ya da eksik başvuru, yıllar sürecek sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, boşanma sürecine girmeyi düşünen herkesin uzman bir boşanma avukatından destek alması büyük önem taşımaktadır.
Eğer siz de Esenyurt veya Beylikdüzü çevresinde boşanma süreciyle ilgili hukuki destek arıyorsanız, bizimle iletişime geçerek hem danışmanlık hem de dava desteği alabilirsiniz.
Gelişmelerden haberdar olmak isterseniz lütfen e-posta listemize üye olun
